Lezzet Dergisi
Düşük kalorili bir diyetle kilo vermek mümkün. Ancak belli bölgelerde biriken yağları eritmek ve verilen kiloları geri almamak için salt diyet yapmak yeterli değil; işin sırrı daha çok kalori yakmanın püf noktalarını bilmekten geçiyor. İşte damak tadından ödün vermeyen yemekler ve daha çok kalori harcamak için yapmanız gerekenler.
PATATESLİ PATLICAN SANDVİÇ
215 kalori…Hazırlama süresi: 30 dakika…1 kişilik
Gerekli malzeme
2 kalın dilim
bostan patlıcanı
1 küçük patates
1 dal dereotu
2 dal semizotu
1 çorba kaşığı soya filizi
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Tuz, karabiber
Hazırlanışı
Teflon tavayı yarım kaşık yağla yağlayıp patlıcan dilimlerini kızartın. Patatesi haşlayıp kabuklarını soyun ve çatalla ezerek püre haline getirin. Dereotunu yıkayıp dal dal ayırın. Semizotunu temizleyip yapraklarını ayırın. Dereotu, semizotu, kalan yağ, tuz ve karabiberi püreye ekleyip karıştırın. 1 patlıcan dilimini servis tabağına yerleştirin. Üzerine püreli karışım ve soya filizini ilave edip kalan dilimi kapatın. Sıcak veya ılık olarak servis yapın.
KABAK MÜCVER
185 kalori..Hazırlama süresi: 15 dakika..Pişirme süresi: 10 dakika…2 kişilik
Gerekli malzeme
2 kabak
2 dal dereotu
1 çorba kaşığı un (30 gr)
1 yumurta akı
1 tatlı kaşığı
rendelenmiş kaşarpeyniri
Kızartmak için sıvıyağ
Tuz, karabiber
Hazırlanışı
Kabakları temizleyip iri iri rendeleyip fazla suyunu sıkın. Yumurta akını ayrı bir kapta kar halinde çırpın. Dereotunu yıkayıp kıyın. Unu bir kaba alıp kaşarpeyniri, tuz ve karabiberle harmanlayın. Dereotu ve kabağı ekleyip karıştırın. Yumurta akını azar azar ilave ederek yedirin. Düzgün bir karışım elde edinceye kadar karıştırın. Kızartmak için sıvıyağı tavada kızdırıp kabaklı karışımdan kaşık kaşık alarak ilave edin. İki tarafı da kızarınca kâğıt havlu üzerine alıp fazla yağını çektirin. Sıcak olarak servis yapın.
EKMEKLİ YAZ SALATASI
275 kalori..Hazırlama süresi: 15 dakika.1 kişilik
Gerekli malzeme
2 dilim diyet ekmek
1 taze soğan
1 salatalık
1 domates
2 dal maydanoz
1 dal nane
Yarım demet roka
1 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı limon suyu
1 çay kaşığı sirke
Tuz, kekik, pulbiber
Hazırlanışı
Ekmeklerin iki tarafına fırça ile zeytinyağı sürüp fırında önlü arkalı kızartın. Domatesi ve salatalığı dilimleyin. Rokayı temizleyin. Soğan ve sarımsağı temizleyip ayrı ayrı kıyın. Ekmekleri servis tabağına yerleştirin. Üzerlerine kıyılmış sarımsağı serpiştirin. Roka, soğan ve salatalığı ilave edin. Üzerine domates dilimlerini dizip nane ve maydanoz yapraklarıyla süsleyin. Zeytinyağı, limon suyu, sirke, tuz, kekik ve pulbiberi karıştırıp salatanın üzerine gezdirerek dökün. Servis yapın.
KÖRÜLİ VE YOĞURTLU TAVUK
280 kalori…Hazırlama süresi: 15 dakika…Pişirme süresi: 20 dakika…2 kişilik
Gerekli malzeme
200 gr tavuk but
Yarım küçük kâse
light yoğurt
1 soğan
1 kahve fincanı sıcak su
2 dal maydanoz
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
1′er tutam köri ve zencefil
Tuz
Hazırlanışı
Tavuk budunun derilerini temizleyin. Soğanı soyup kıyın. Maydanozu temizleyip kıyın. Yoğurdu krema kıvamında çırpın. Zeytinyağını tavada ısıtın. Köri ve zencefili ekleyip karıştırın. Soğan ve eti ilave edip sote edin. Suyu ekleyip kapağını kapatın ve kısık ateşte 15-20 dakika pişirin. Ocaktan alıp tavuğun üzerine yoğurdu sürün. 10 dakika kapağı kapalı olarak bekletip servis tabağına alın. Kıyılmış maydanozla süsleyip servis yapın.
Püf noktası
Tavuğu pişirirken derisini mutlaka alın. Derisi alınmamış 100 gr tavuğun kalorisi 171, derisi çıkarılmış tavuğunki ise 110′dur.
SUSAMLI VE HARDALLI ET
355 kalori..Hazırlama süresi: 20 dakika..Pişirme süresi: 15 dakika..1 kişilik
Gerekli malzeme
1 kuzu külbastı veya biftek
1 çorba kaşığı ufalanmış bayat ekmek içi
1 çay kaşığı hardal
1 tatlı kaşığı susam
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Tuz, kekik, karabiber
Hazırlanışı
Ekmek içi, susam, tuz, kekik ve karabiberi bir kapta harmanlayın. Hardalı fırçayla etin iki tarafına sürüp ekmekli karışıma bulayın. Zeytinyağını tavada ısıtıp eti kızartın. Kâğıt havlu üzerine alıp fazla yağını çektirin. Sıcak veya ılık olarak servis yapın.
MAYONEZLİ CEVİZLİ SALATALIK
315 kalori…Hazırlama süresi: 15 dakika…1 kişilik
Gerekli malzeme
1 salatalık
2 çorba kaşığı mayonez
4 yarım ceviz içi
4 nane yaprağı
2 damla worcester sosu
Tuz
Hazırlanışı
Salatalığı soyup uzunlamasına ortadan ikiye kesin. Uç kısımlardan 2 cm bırakıp iç kısmını kaşıkla oyarak çıkarın ve doğrayın.Mayonez, doğranmış salatalık ve worcester sosunu bir kapta karıştırıp salatalık kayıklarına paylaştırın. Yarım çeviz ve nane yapraklarıyla süsleyip servis yapın.
FIRINDA FASULYE GRATEN
220 kalori..Hazırlama süresi: 20 dakika..Pişirme süresi: 10 dakika..2 kişilik
Gerekli malzeme:
300 gr taze fasulye
1 su bardağı rendelenmiş kaşarpeyniri (100 gr)
50 gr dilpeyniri
2 diş sarımsak
1 çorba kaşığı tereyağı (30 gr)
Tuz, kırmızı pulbiber
Hazırlanışı
Fasulyeyi temizleyin. Tuzlu suda 10 dakika haşlayıp süzün. Sarımsakları soyup kıyın. Bir tencerede tereyağını eritin. Sarımsak ve fasulyeyi ilave edip orta ateşte 2-3 dakika soteleyin. Fasulyeyi fırın kabına alın. Üzerine dil peyniri ve kaşarpeynirini ilave edip pulbiber serpin. Önceden ısıtılmış 200 dereceye ayarlı fırında peynir eriyinceye kadar pişirin. Sıcak olarak servis yapın.
MEYVELİ TRAMİSU
280 kalori..Hazırlama süresi: 20 dakika..2 kişilik
Gerekli malzeme:
125 gr light labne peyniri
125 gr light yoğurt
1 çorba kaşığı bal
150 gr frambuaz
1 şeftali
Yarım su bardağı
maden suyu
4 kedidili bisküvi
Hazırlanışı
Frambuazları yıkayıp blendere alın. Yarım su bardağı maden suyunu ekleyip püre halinde ezin. Şeftaliyi ince ince dilimleyin ve teflon tavada 1 kaşık su ile hafif pişirin. Peynir, bal ve yoğurdu frambuazlı karışıma ilave edip çırpın. Bisküvileri iri iri ufalayıp 2 servis kâsesine paylaştırın. Üzerine hazırladığınız frambuazlı karışımı ilave edin. Nane yaprakları ve şeftali dilimleriyle süsleyip buzdolabında katılaşıncaya kadar bekletin. Servis yapın.
Daha hafif bir tatlı için
100 gr kavunun kalori miktarı 30, aynı miktar karpuzunki ise 10 kaloridir. Bu durumda sırf karpuz
ve karpuzlu dondurma kullanarak bu tatlıyı hazırlayabilirsiniz.
KİRAZLI VE ŞEFTALİLİ KEK
180 kalori..Hazırlama süresi: 15 dakika..Pişirme süresi: 20 dakika..4 kişilik
Gerekli malzeme:
2 yumurta o 4 çorba kaşığı un (65 gr)
3 çorba kaşığı patates nişastası
3 çorba kaşığı soğuk su
Yarım paket kabartma tozu
1 limonun rendelenmiş kabuğu
4 çorba kaşığı light reçel
3 şeftali o 10 kiraz
Hazırlanışı
Yumurtaların sarılarını aklarından ayırın. Sarıları 3 kaşık soğuk suyla çırpın. Un, nişasta, kabartma tozu ve rendelenmiş limon kabuğunu ilave edip düzgün bir karışım elde edinceye kadar karıştırın. Yumurta aklarını ayrı bir kapta kar halinde çırpıp karışıma azar azar yedirerek ilave edin. 24 cm çapındaki bir fırın kalıbını alüminyum folyoyla kaplayıp karışımı dökün. Önceden ısıtılmış 200 dereceye ayarlı fırında 20-25 dakika pişirin. Kalıptan çıkarıp soğumaya bırakın.
Kekin ortasını daire şeklinde bir kalıp veya bardak ağzıyla kesin. Kenar kısmından yaprak şeklinde ve eşit büyüklükte oval parçalar kesin. Kek parçalarının üzerine reçel sürün. Yuvarlak keki servis tabağının ortasına, diğerlerini etrafına çiçek şeklinde yerleştirin. Orta kısma doğranmış kirazları yerleştirin. Yaprak motifli keklerin üzerine şeftali dilimlerini dizin ve servis yapın.
RENKLİ KUPA
250 kalori..Hazırlama süresi: 15 dakika..2 kişilik
Gerekli malzeme:
200 gr kavun
100 gr karpuz
125 gr kavun dondurması
1 çorba kaşığı jülyen doğranmış limon kabuğu
Hazırlanışı
Kavun ve karpuzdan top kaşıkla parçalar çıkarıp bir kâseye alın. Kâseyi buzdolabında 20 dakika bekletin. Dondurmayı 2 servis kâsesine paylaştırıp karpuz, kavun topları ve limon kabuğu ile süsleyip servis yapın.
Hedef: 3 günde 3 kilo
Günlük Kalori: 1300 Kcal
Lifli besinlere dayalı bu diyet yeşilliklerle de destekleniyor. Bu diyette acıkınca tüketilebilecek tek şey bol su. Su dışında her türlü içecek kesinlikle yasak.
Genel bir diyet/zayıflama programı olarak diyetisyenler tarafından tercih edilmeyen bu düşük kalorili diyet tekrarlı olarak uygulanmamalıdır.
Bu diyetin günlük menüleri:
1.gün:
Sabah: - Buğday, yulaf gibi tahıllarla hazırlanmış besinler
Öğle: - Sadece yeşil yapraklı sebzelerden oluşan bol peynirli salata
Akşam: - Çok az tereyağında pişirilmiş mantar, avokado, zeytin ve yeşil sebzelerden oluşan salata
2.gün:
Sabah: - Buğday, yulaf gibi tahıllarla hazırlanmış besinler
Öğle: - Sadece yeşil yapraklı sebzelerden oluşan bol peynirli salata
Akşam: - Çok az tereyağında pişirilmiş mantar, avokado, zeytin ve yeşil sebzelerden oluşan salata
3.gün:
Sabah: - Buğday, yulaf gibi tahıllarla hazırlanmış besinler
Öğle: - Sadece yeşil yapraklı sebzelerden oluşan bol peynirli salata
Akşam: - Çok az tereyağında pişirilmiş mantar, avokado, zeytin ve yeşil sebzelerden oluşan salata
Günde 3 ana 3 ara öğün olmak üzere 6 öğün beslenin. Sık yemek, kan şekerinin düzenli gitmesi ve karaciğerdeki depolarımızın boşalmaması için çok önemli. Gün içinde 3,5-4 saati aşmadan besin almanız gerekiyor.
Yemek saatlerinizi aksatmayın, düzenli yemek yiyin.
Tek tip beslenmekten uzak durun. Vücudun düzenli çalışması için karbonhidrat, protein ve yağları içeren besinlerden yeterli miktarda almak gerekli.
Günde 2-2,5 litre su tüketin. Bol su içmek doğrudan zayıflamaya neden olmasa da yağların parçalanması için gerekli.
Bol sebze ve salata tüketin. Posa içerikleri sayesinde hem doygunluk sağlaması, hem de şeker ve kolestrol seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olması yönünden önemliler. Günde 4-5 porsiyon sebze, 2-3 porsiyon meyve tüketilmeli.
Kepekli ekmeği tercih edin. Tokluğu sağlamak ve şeker dengesini düzenlemek için kepek, çavdar, tam buğday tahıllı ekmek tarzında esmer ekmekler tüketilmeli.
Fiziksel aktivitelerinizi artırın. Spor yapmanın da doğru kuralları olduğunu unutmayın. Spor kesinlikle aç karnına değil yemek yedikten 1 saat sonra yapılmaya başlanmalı. Vücuttaki yağlar 20 dakika sonrasında yakılmaya başlandığı için en az 25-30 dakikalık egzersizler öneriliyor. Dozu ise, ilk başlarda 10-15 dakikalarla başlayıp gitgide artırılmalı. Egzersizi hayatınızın 1-2 gününe sığdırmak yerine her güne yaymaya çalışın. “Spor yapamıyorum” diyenlerdenseniz, en azından dolmuştan iki durak önce inin ve yürüyün, asansör kullanmayın, merdivenleri yürüyerek inip çıkın, kısa mesafelerde araba kullanmayın. Bu ufak değişiklikler bile gün içinde metabolizma hızınızı artırıcı etki gösterecektir.
Ayçiçek yağı, zeytin yağı, mısır özü yağı, fındık yağı ve soya yağını bir arada karıştırarak kullanın.
1 kg sebzeye 2 yemek kaşığı yağ koyarak pişirin.
Salatalara en fazla 1 tatlı kaşığı yağ koyun.
Etli yemeklere yağ ilave etmeyin.Gün içinde tükettiğiniz yağ miktarını sınırlandırın. Salatalara en fazla bir tatlı kaşığı yağ koyun. Ayrıca ayçiçek, soya, mısırözü, fındıkyağı ve zeytinyağını bir arada karıştırarak kullanın.
Yaz aylarının kabusa dönüşmemesi için kilo verme zamanı geldi de geçiyor bile. Ancak bahsettiğimiz şok diyetlerle değil, dikkatli olun!
Malum; kıyafetler özgürleşecek, fazlalıklar paltoların ardına saklanamayacak, kilolar gitmediği taktirde deniz keyfi bir “sendrom”a dönüşecek…
Hareketsizlik, stres, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk ya da fazla uyuma, yağlı yiyecekler… Ve maalesef kaçınılmaz bir gerçek bir gerçek; şişmanlık..
Tüm dünyada gittikçe grafiğini yükselten obezite artık bir hastalık konumunda. Her beş kişiden birinde mutlaka görülen bu durum, sağlığı bir hayli tehdit ediyor. Fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet (kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma ve alkol risk faktörleri arasında.
Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar tıkanıklığı, kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.
Kışın alınan kilolar, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bir anda verilmek isteniyor ve çare şok diyetlerde bulunuyor. “1 haftada 5 kilo vermek” gibi bir mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık açısından ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri, bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı… Bilinçsiz beslenme, yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor. Kilo kayıpları yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması, verilen kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına neden oluyor.
Meslek, eğitim, sosyal konum ve çevre gibi bireysel ve sosyal faktörler önemli yan etkenlerden bazıları. Şehirleşme, modernleşme gibi yaşam şekilleri evde yemek yapmaya vakit ayıramayan, pratik ama enerjisi yüksek besinlere yönelen bireyler yaratıyor. Alkol tüketimi, sigarayı bırakma ya da fiziksel aktivitenin azlığı gibi davranışsal faktörler de obeziteyi artırıcı etkilere sahip. Günümüzde otomobil, çamaşır makinası, bulaşık makinası ya da televizyon gibi günlük hayatımızda sıkça kullandığımız aletlerin mekanik olması bizim daha az hareket etmemizin başlıca nedeni. Gün içinde aktivitede bulunmayınca vücudumuzun çalışma hızı düşüyor. Ekstradan yüksek enerjili besinler tüketince de obezite bireyler için kaçınılmaz oluyor.
Diyetisyen Müge Aksu özellikle son dönemde çocuklardaki obezite oranının artmasına dikkat çekerken, çocukların da benzer davranışlar yüzünden obeziteye davetiye çıkardığını vurguluyor. “Fast food tarzı beslenmeye alışan, televizyon ve bilgisayar karşısında saatlerini geçiren çocukların sayısı o kadar fazla ki. Televizyon reklamlarının da etkisi büyük. Çünkü çikolata ve şekerli besin reklamlarının sayısı oldukça yüksek. Bu tip besinlere günümüz çocukları çok daha kolay ulaşıyor” diyen Aksu, yağ oranı, şeker oranı ve enerjisi yüksek hazır gıdalarla beslenmenin obezite oluşumunda önemli bir etken olduğunu belirtiyor. Örneğin hazır çorbalar, çikolata, şekerlemeler, fast food tarzı yiyecekler, kızartmalar ve kavurmalar oldukça zararlı besinler. Salam, sucuk, sosis, pastırmaların ise yağ oranı çok yüksek. Çocuklar tarafından çok tüketilen mayonez ise tam bir yağ deposu. Kola gibi gazlı içecekler ise boş kalori denen ve sadece günlük aldığımız enerji miktarını artıran içecekler grubuna giriyor.
Obezite tanı kriterlerinin başında beden kitle indeksi geliyor. Beden kitle indeksi vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesiyle ortaya çıkan bir değer. Bu değer 30′un üzerinde ise yaş, cinsiyet farkı gözetmeksizin kişi obez olarak değerlendiriliyor. Erkeklerde bel çevresi 94 cm üzeri riskli, 102 cm üzeri de obez olarak kabul ediliyor. Kadınlarda ise 80 cm üzeri riskli grup sayılırken 88 cm üzeri obez kabul ediliyor. Bir diğer kriter ise bel ve kalça oranı. Bel ölçümü kalça ölçümüne bölündüğünde erkeklerde 0.95 kadınlarda ise 0.8 obezite sınırı olarak kabul ediliyor.
Diyetisyen Müge Aksu, obezite oluşumunda akla ilk gelen genetik faktörler olsa da, oluşumu çoğunlukla çevresel ve sosyal faktörlerin ortaya çıkardığını ve artırdığını da ekliyor. Bugün, kilo artırıcı etkisi olan ya da kiloyu etkileyen 25′den fazla genin tespit edildiğini söyleyen Aksu, obezitenin tek sebebi olmasa da hala bir numaralı sebebinin genetik faktörler olduğunu da vurguluyor.
Türkiye’de her 5 erkekten ve her 3 kadından birinde obezite görülüyor.Sadece rejim ile olmuyor
Çocuklarda obezite görülme sıklığının giderek artması ise bu oranların gelecekte daha da yükseleceğini gösteriyor. Obezite sorununu aşmanın tek yolu ise, bilinçli ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemekten geçiyor.
Obezite, halk arasında bilinen adı ile şişmanlık, vücudumuzdaki yağ miktarının genel ya da bölgesel olarak fazla olması anlamına geliyor. Bu da, besinlerle dışarıdan alınan enerjinin, vücutta metabolizma ile yakılan ve fiziksel aktiviteyle harcanan enerjiden fazla olmasıyla gerçekleşiyor. Şişmanlığa çoğunlukla güzellik ve estetik kaygılarla yaklaşılsa da aslında obezite kronik bir hastalık. Üstelik birçok başka hastalığa zemin hazırlayan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Ülkemizde obezite görülme sıklığı yüzde 25. Fazla kilolu kişilerin oranı ise yüzde 55-60 civarında.
Kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, sindirim sistemi, iskelet sistemi ve endokrin sistemi üzerinde obezitenin kaçınılmaz etkileri olduğunu belirten Acıbadem Hastanesi Bakırköy’den Diyetisyen Müge Aksu, obezitenin bir çok hastalığın oluşumunda doğrudan etkili olduğunu vurguluyor.
“Obezite, kalp hastalıkları, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon oluşumunda etkin. Örneğin obez kadınlarda kardiyovasküler hastalıklardan ölme riski, obez olmayan kadınlara göre 4 kat daha fazla. Ayrıca safra kesesi hastalıkları, mide ve reflü rahatsızlıkları, mide fıtığı, gut hastalığı, eklem rahatsızlığı, adet düzensizlikleri, kısırlık gibi pek çok rahatsızlığı da beraberinde getirebiliyor. Kadınlarda rahim ve meme kanserleri, erkeklerde prostat, rektum ve kolon kanserleri obeziteden etkilenen kanser türlerinin başında geliyor” diye anlatıyor Aksu obezitenin sebep olduğu hastalıkları.
Obezite aynı zamanda kişinin yaşam kalitesini de doğrudan olumsuz etkileyen bir hastalık. Örneğin uyku apnesi denilen ve yeterli nefes almayı engelleyen, uykuda solunum bozukluğu hastalıklarına da neden olabiliyor.
Vücut yağ dağılımı özellikle tip 2 diyabet hastalığının oluşumunda önemli bir etken. Çünkü vücut yağ oranının artmasıyla birlikte diyabet görülme riski de artıyor. Obezitenin diyabet hastalığının oluşumunda yaklaşık yüzde 75 gibi oldukça yüksek bir etkisi var. Çünkü her iki hastalığın da temelinde beslenme bozukluğu yatıyor. Obez bireylerin yüzde 80′inde ise tip 2 diyabet görülüyor.
KİMLER OBEZ SAYILIYOR?
Obezite tanı kriterlerinin başında beden kitle indeksi geliyor. Beden kitle indeksi vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesiyle ortaya çıkan bir değer. Bu değer 30′un üzerinde ise yaş, cinsiyet farkı gözetmeksizin kişi obez olarak değerlendiriliyor. Erkeklerde bel çevresi 94 cm üzeri riskli, 102 cm üzeri de obez olarak kabul ediliyor. Kadınlarda ise 80 cm üzeri riskli grup sayılırken 88 cm üzeri obez kabul ediliyor. Bir diğer kriter ise bel ve kalça oranı. Bel ölçümü kalça ölçümüne bölündüğünde erkeklerde 0.95 kadınlarda ise 0.8 obezite sınırı olarak kabul ediliyor.
Diyetisyen Müge Aksu, obezite oluşumunda akla ilk gelen genetik faktörler olsa da, oluşumu çoğunlukla çevresel ve sosyal faktörlerin ortaya çıkardığını ve artırdığını da ekliyor. Bugün, kilo artırıcı etkisi olan ya da kiloyu etkileyen 25′den fazla genin tespit edildiğini söyleyen Aksu, obezitenin tek sebebi olmasa da hala bir numaralı sebebinin genetik faktörler olduğunu da vurguluyor.
OBEZİTE NEDEN OLUŞUR?
Meslek, eğitim, sosyal konum ve çevre gibi bireysel ve sosyal faktörler önemli yan etkenlerden bazıları. Şehirleşme, modernleşme gibi yaşam şekilleri evde yemek yapmaya vakit ayıramayan, pratik ama enerjisi yüksek besinlere yönelen bireyler yaratıyor. Alkol tüketimi, sigarayı bırakma ya da fiziksel aktivitenin azlığı gibi davranışsal faktörler de obeziteyi artırıcı etkilere sahip. Günümüzde otomobil, çamaşır makinası, bulaşık makinası ya da televizyon gibi günlük hayatımızda sıkça kullandığımız aletlerin mekanik olması bizim daha az hareket etmemizin başlıca nedeni. Gün içinde aktivitede bulunmayınca vücudumuzun çalışma hızı düşüyor. Ekstradan yüksek enerjili besinler tüketince de obezite bireyler için kaçınılmaz oluyor.
Diyetisyen Müge Aksu özellikle son dönemde çocuklardaki obezite oranının artmasına dikkat çekerken, çocukların da benzer davranışlar yüzünden obeziteye davetiye çıkardığını vurguluyor. “Fast food tarzı beslenmeye alışan, televizyon ve bilgisayar karşısında saatlerini geçiren çocukların sayısı o kadar fazla ki. Televizyon reklamlarının da etkisi büyük. Çünkü çikolata ve şekerli besin reklamlarının sayısı oldukça yüksek. Bu tip besinlere günümüz çocukları çok daha kolay ulaşıyor” diyen Aksu, yağ oranı, şeker oranı ve enerjisi yüksek hazır gıdalarla beslenmenin obezite oluşumunda önemli bir etken olduğunu belirtiyor. Örneğin hazır çorbalar, çikolata, şekerlemeler, fast food tarzı yiyecekler, kızartmalar ve kavurmalar oldukça zararlı besinler. Salam, sucuk, sosis, pastırmaların ise yağ oranı çok yüksek. Çocuklar tarafından çok tüketilen mayonez ise tam bir yağ deposu. Kola gibi gazlı içecekler ise boş kalori denen ve sadece günlük aldığımız enerji miktarını artıran içecekler grubuna giriyor.
OBEZİTENİN DAVRANIŞSAL TEDAVİSİ
Obezitenin oluşumunu engellemenin ya da tedavi etmenin birincil koşulu kişilerde kalıcı davranış değişikliklerini yaratmak. Yani yeme düzeninden, egzersiz programına kadar önerilen tüm tavsiyeleri geçici ve kısa dönemli olarak görmek yerine bir yaşam şekli haline getirmek. Bu tavsiyeleri hayatımıza yerleştiremediğimiz sürece programa devam ettiğimiz dönemde kilo verirken, diyetin sona ermesiyle kilonun geri alınması da kaçınılmaz oluyor. Bu yüzden yavaş kilo vermenin önemine dikkat çeken Aksu, insanların fazla kiloları estetik bir sorun olarak gördükleri için 2 haftada 8-10 kilo vermek talepleriyle kendilerine başvurduklarını söylüyor. “İdeali hafta da 0,5 ile 1 kg arası, ayda 4 ile 6 kg arası vermektir. Yavaş yavaş kilo verilmeli ki vücudumuz ve biz duruma adapte olabilelim. Bize başvuranların ilk sorduğu soru bu diyet ne zaman bitecek, ne zaman tekrar yemek yemeye başlayacağım oluyor. Böyle bir şey yok. Doğru beslenme dediğimiz şey aslında doğru zamanda, yeterli miktarda, doğru besini seçmekten geçiyor. Ve tabi ki fiziksel aktivitenizi artırmaktan. O yüzden sık yiyin, az yiyin, düzenli yiyin felsefesi benimsenmeli” diyor Aksu.
KİLO VERMEK KİŞİYE ÖZGÜ
Günümüzde insanların bir uzmana başvurmadan medyada gördükleri rejim listelerini uyguladıklarını söyleyen Aksu, bilinçlenmenin ilk adımının bu listeleri uygulamayı bırakmak olduğunu belirtiyor. “Kilo verme kişiye özgüdür. Kişinin hastalıkları, yaşı, cinsiyeti, bireyin beslenme alışkanlıkları ve tabi ki sosyal durumu çok önemli. Çünkü dışarıda sıklıkla yemek yiyen, evde oturan ya da aktif çalışan biriyseniz metabolizma hızınız farklılıklar gösterir. Dolayısıyla kişiye özel bir program hazırlanmalı. Gazetede gördüğünüz bir diyet programı bazal metabolizma hızının çok altında ise zayıflamaya çabalarken metabolizma hızınızı daha da düşürürsünüz” diyen Aksu gerçek zayıflamanın kilo azalması olmadığını da vurguluyor.
Gerçek zayıflama vücuttaki yağ oranının azalması olarak kabul ediliyor. Kiloyu sudan ya da kaslarınızdan vermiş olabilirsiniz, ama örneğin bel çevreniz hala aynı ölçülerde duruyorsa bu gerçek anlamda kilo vermediğinizi gösteriyor. Hızlı verilen kilolar da genelde kas ve su kayıplarına neden olduğu için kesinlikle önerilmiyor. O yüzden kişiler mutlaka yavaş ve kendilerine özgü bir programla zayıflamalı.
OBEZİTENİN TIBBİ TEDAVİSİ
Obezite tedavisinin, sadece bir diyetisyenle değil endokrinoloji uzmanı, fizik tedavi uzmanı, bazı durumlarda bir psikoloğun da katıldığı bir ekip çalışması ile yapılması gerekiyor. Obezite tedavisinde diyet tedavisi, medikal tedavi ve cerrahi tedavi yöntemleri kullanılıyor. Cerrahi tedavi, özellikle beden kitle indeksinin 40′ın üzerinde olduğu bireylerde (morbid obez) mideye takılan balon, mideyi küçülten bantlar gibi yöntemlerle uygulanılıyor. Beslenme programıyla tedavi edilemeyen, yaşamı obeziteden ileri derecede olumsuz etkilenen, örneğin hareketleri kısıtlanan, başka sağlık sorunları artan bireylerde cerrahi tedavi uygulanabiliyor.
Medikal tedavide iki tip ilaç kullanılıyor. Yağın emilimini azaltan ve iştahı baskılayan ilaçlar. İlaç tedavisi mutlaka doktor kontrolünde uygulanıyor
BESLENME ÖNERİLERİ…
Günde 3 ana 3 ara öğün olmak üzere 6 öğün beslenin. Sık yemek, kan şekerinin düzenli gitmesi ve karaciğerdeki depolarımızın boşalmaması için çok önemli. Gün içinde 3,5-4 saati aşmadan besin almanız gerekiyor.
Yemek saatlerinizi aksatmayın, düzenli yemek yiyin.
Tek tip beslenmekten uzak durun. Vücudun düzenli çalışması için karbonhidrat, protein ve yağları içeren besinlerden yeterli miktarda almak gerekli.
Günde 2-2,5 litre su tüketin. Bol su içmek doğrudan zayıflamaya neden olmasa da yağların parçalanması için gerekli.
Bol sebze ve salata tüketin. Posa içerikleri sayesinde hem doygunluk sağlaması, hem de şeker ve kolestrol seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olması yönünden önemliler. Günde 4-5 porsiyon sebze, 2-3 porsiyon meyve tüketilmeli.
Kepekli ekmeği tercih edin. Tokluğu sağlamak ve şeker dengesini düzenlemek için kepek, çavdar, tam buğday tahıllı ekmek tarzında esmer ekmekler tüketilmeli.
Fiziksel aktivitelerinizi artırın. Spor yapmanın da doğru kuralları olduğunu unutmayın. Spor kesinlikle aç karnına değil yemek yedikten 1 saat sonra yapılmaya başlanmalı. Vücuttaki yağlar 20 dakika sonrasında yakılmaya başlandığı için en az 25-30 dakikalık egzersizler öneriliyor. Dozu ise, ilk başlarda 10-15 dakikalarla başlayıp gitgide artırılmalı. Egzersizi hayatınızın 1-2 gününe sığdırmak yerine her güne yaymaya çalışın. “Spor yapamıyorum” diyenlerdenseniz, en azından dolmuştan iki durak önce inin ve yürüyün, asansör kullanmayın, merdivenleri yürüyerek inip çıkın, kısa mesafelerde araba kullanmayın. Bu ufak değişiklikler bile gün içinde metabolizma hızınızı artırıcı etki gösterecektir.
Ayçiçek yağı, zeytin yağı, mısır özü yağı, fındık yağı ve soya yağını bir arada karıştırarak kullanın.
1 kg sebzeye 2 yemek kaşığı yağ koyarak pişirin.
Salatalara en fazla 1 tatlı kaşığı yağ koyun.
Etli yemeklere yağ ilave etmeyin.Gün içinde tükettiğiniz yağ miktarını sınırlandırın. Salatalara en fazla bir tatlı kaşığı yağ koyun. Ayrıca ayçiçek, soya, mısırözü, fındıkyağı ve zeytinyağını bir arada karıştırarak kullanın.
�
�
Yaz aylarının kabusa dönüşmemesi için kilo verme zamanı geldi de geçiyor bile. Ancak bahsettiğimiz şok diyetlerle değil, dikkatli olun!
Malum; kıyafetler özgürleşecek, fazlalıklar paltoların ardına saklanamayacak, kilolar gitmediği taktirde deniz keyfi bir “sendrom”a dönüşecek…
Hareketsizlik, stres, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk ya da fazla uyuma, yağlı yiyecekler… Ve maalesef kaçınılmaz bir gerçek bir gerçek; şişmanlık..
Tüm dünyada gittikçe grafiğini yükselten obezite artık bir hastalık konumunda. Her beş kişiden birinde mutlaka görülen bu durum, sağlığı bir hayli tehdit ediyor. Fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet (kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma ve alkol risk faktörleri arasında.
Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar tıkanıklığı, kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.
Kışın alınan kilolar, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bir anda verilmek isteniyor ve çare şok diyetlerde bulunuyor. “1 haftada 5 kilo vermek” gibi bir mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık açısından ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri, bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı… Bilinçsiz beslenme, yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor. Kilo kayıpları yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması, verilen kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına neden oluyor.
UZMANLARDAN TAVSİYELER….
Zayıflamak isteyen bir kişi öncelikle beynini bu koşula hazırlamalı, bir uzmana başvurmalı ve hedef belirlemelidir. Az, sık ve öz yemelidir. Uzun vadeli diyetler uygulamalıdır. Kilo almanın temelinde yatan atıştırma ve hareketsizlik gibi alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Günlük alınan kalori miktarından 500-1000 kalorilik kısmının az alınması haftada ortalama 1 kilo verilmesini sağlar ve doğru olan da bu ölçüdür. İstenilen kiloya ulaştıktan sonra mutlaka koruma programına geçilmelidir.
“İDEAL KİLO VERME”NİN SIRLARI…
- Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizinize göre uygun bir beslenme programı takip edin.
- Açlık hissettiğinizde bisküvi, kek, börek vb. gıdaların yerine önce bir bardak su içmek ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru erik, 3-4 adet ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler atıştırın.
- 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemeyi alışkanlık edinin ve asla aç kalmayın.
- Günde ortalama 45 dakika yürüyüş yapın.
- Günde 8-10 bardak su için.
- Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli ve lifli yiyecekleri tercih edin. Üç beyazı (şeker-un-tuz) listenizden çıkartın.
- Kızartmayı sofranızdan uzaklaştırın, onun yerine ızgara, haşlama ve buğulama türüne yer verin.
- Uyku düzeninizi dengede tutun. Çok uyku kadar uykusuzluk da kilo aldırır, çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, stres yaratır ve bu da paralel olarak atıştırma eğilimlerini arttırır.
- Reçeli kendi öz şekeriyle yapın.
- Alkol alımını azaltın.
- Sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerini düşürerek şekerli gıdalara saldırmaya neden olduğu için bunlardan uzak durun.
- Hazır gıdalar ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın.
- Zayıflama ilaçlarından kaçının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları; vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açıyor, karbonhidrat metabolizmasını etkiliyor, istem dışı göz kayması, yürümede dengesizlik ve sinirlilik gibi sinir sistemi bozuklukları yaratır.
- Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi not edin.
- Kırmızı et tüketimini en aza indirin, onun yerine belirli ölçülerde tavuk ve balık tüketin.
- Yiyecekleri çok çiğneyin, porsiyonları azaltın, sofradan tıka basa tok olarak kalkmayın.
- Meyve ve tatlıyı yemekten yarım saat sonra yemeyi tercih edin.
- Sofranızda “Omega 3″ ve “Omega 6″ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk su balıkları, balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve tahıl ürünlerinde bulunur.
- Eğer kabızlık sorunu ile karşı karşıyaysanız; bol sebze ve salata yiyin, spor yapın ve bol su için.
- Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve asla televizyon karşısında yemek yemeyin.
- Katı yağ yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerine yağ katmayın.
- Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü hormon bozukluğu da hızlı kilo alma ve gayret gösterilse de kilo verememe gibi sorunlar yaratır.
O yüzden aşağıdaki hormon değerlerini kontrol ettirin.
Tiroit hormonu: Tiroit bezi T4 ve T3 adlı iki tip hormon salgılar. Tiroit hormonu azlığı metabolizmayı yavaşlatarak daha fazla kilo verilmesini önler.
İnsülin hormonu: Bu hormon kanda çok yüksekse kan şekeri düşer. Bu da şekerli gıdaları daha çok tükemeye neden olur.
Ghrelin hormonu: Mideden salgılanan bu hormon, kilo vermeye başladıkça kanda artmaya başlar ve kişiyi yemek yemeye yöneltir.
Oreksin: Beyinden salgılanan bu hormon da zayıfladıkça yemek yemeyi artırır.
Leptin: Yağ dokusundan salgılanan bu hormondaki değişiklikler de kilo vermeyi önler. Yağ kaybettikçe veya kilo verdikçe kandaki leptin hormonu düşer. Düşük leptin düzeyleri beyni uyararak yemek yemeyi artırır.
0 comments info | DİYETCİYİZ |
Zayıflamak İçin En İyi Yöntemler
Obezite, yani şişmanlık tedavisinin günümüzde doktorları, klinikleri,
diyetisyenleri, zayıflama ilaçları, şok diyetleri, diyet yiyecek ve içecekleri,
aletleri, edavatı…
ile milyar dolarlık dev bir sektör olmasına hiç de şaşırmamalı. Çünkü, dünyada
hem çok fazla kilosu ve çok fazla parası olan milyonlarca insan var, hem de bu
fazlalıklara göz dikmiş çok fazla akılları olan insanlar. Amaç, karında,
göbekte, kalçalardakilerle beraber cüzdan ve ceplerdeki fazlalıkları uygun
şekilde gidermektir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, diyetleri Mynet okurları için yazdı.
EN İYİSİ ŞİŞMANLAMAMAK
Zayıflamanın türlü çeşitli yolları var. Hangisini seçelim diye soruyorsanız, en
iyisi hiç şişmanlamamak derim. Esas önemli olan, her besinden yiyerek hayat boyu
dengeli beslenmeyi bir alışkanlık haline getirebilmektir. Başka bir deyişle,
yemek için değil, yaşamak için yemeyi öğrenmeliyiz. Çünkü, bir kere hem
yerleşmiş yağ dokusunu kaybetmek çok zordur ve hem de kısa zamanda bin bir
emekle, zahmetle verilen kilolar genellikle daha kısa zamanda üstelik de
fazlasıyla geri alınır.
TERAZİLERLE DOST OLMALI
Kimse zorla zayıflatılamaz. Önce şişmanları, şişman olduklarına, bunun bir
hastalık olduğuna ve zayıflamaları gerektiğine inandırmak gerekir. Zira, pek çok
obez terazilerden hiç hoşlanmaz, fazla kilolu olduğunu da genellikle kabul
etmez.
YEDİĞİMİ ÇOCUK YEMEZ
Şişmanların en büyük bahanelerinden biri de "Su içsem yarıyor" dur. Hiç de fazla
yemedikleri halde kilo almaktan veya verememekten yakınanlar bütün yedikleri ve
içtiklerini kaydederlerse, kabahatin suda olmadığını kolayca anlarlar. Bunlar,
"abur-cuburları"yiyecek ve içecekten saymayanlardır.
PAZARTESİ DİYETLERİNDEN VAZGEÇMELİ
Birçok insan her pazartesi veya her aybaşı sabahı diyete başlar, ancak daha
o akşam veya en geç ertesi gün de vazgeçer. Çünkü, insanlar çok kısa zamanda,
yediklerinden fazla kısmadan ‘kolayca’ zayıflamayı isterler. Hatta, mümkün olsa
da bir düğmeye basılıp fazla kilolar birden kaybolsa çok iyi olacaktır.
SİHİRLİ BİR DİYET YOK
Bir kere şuna emin olun ki, öyle birkaç haftada bilmem kaç kilo verdiren ‘şok
diyetler’ yararsız olduğu gibi, sağlık için de çok risklidir. Belki bunlarla
kısa sürede kilo verilebilir, ama diyet bırakılınca eski kilolar hemencecik
fazlasıyla geri alınır. Bu tür diyetlerde kaybedilen yağ değil, kas dokusudur.
Aç kalarak ve kendi başına yapılan diyetlerle de zayıflamak genellikle
imkânsızdır. Çektiğiniz eziyet yanınıza kâr kalır.
EN İYİ DİYET HANGİSİ
Şişmanlarda bu fazlalıklar olduğu sürece onlara göz diken yeni birileri mutlaka
çıkacaktır. En iyi diyet, bir doktor ve diyetisyen tarafından kişiye özel olarak
hazırlanan diyettir. Kilo vermekte hiç aceleci olunmamalıdır. İdeal bir diyette,
vücudun ihtiyacı olan her tür besin olmalı, ancak miktarı ve kalorisi düşük
tutulmalıdır. Esas önemli olan verilen kiloların bir daha geri alınmamasıdır.
İnsanı aç ve hâlsiz bırakan rejimlere itibar edilmemelidir.
PAHALI DİYET ÜRÜNLERE KANMAMALI
Diyet veya ‘light’ adı altında satılan çikolatalar, reçeller, kekler,
bisküviler… gerçekten çok pahalıdır. Bunların yerine kalorisi düşük olan
alternatifler bulmak her zaman mümkündür. Bu pahalı ürünlerin tek faydası,
cebinizde yiyeceğe verecek para bırakmamam yoluyla kilo vermenize katkıda
bulunmasıdır. Diyetisyenlerin vizitelerinin de çok yüksek olmasının bir nedeni
de budur zaten.
PARASI OLAN DA AÇ, OLMAYAN DA
Bu dünya bir tuhaf.
Gençken parası olmadığından… bulamadığından yiyemeyen insanlar, paraları
pulları olduğunda ise, bu sefer de kilo almamak ya da fazla kilolarını
verebilmek için aç bilaç gezmek zorunda kalıyorlar.
Sonuçta, parası olan da aç, cebi delik olan da.
2 comments info | DİYETCİYİZ |